bırakalım rol yapmayı…

16 04 2010

Bazıları aradığı takdiri, beğeniyi ya da hayranlığı bulamadığında başka türlü dikkat çekmeye çalışırlar ve bunu sağlayacak bir role bürünürler. Eğer olumlu şekilde dikkat çekemiyorsa olumsuz tepki yaratacak hareketlerde bulunabilirler, tıpkı yaramazlık yaparak tüm dikkatleri üzerine toplamaya çalışan küçük çocuklar gibi.. Başkalarının nefretini çekerek kendilerini belli etmeye çalışırlar. Ya da sempati /acıma duygusu uyandırmak için kurban rolünü oynamayı tercih ederler. Sürekli şikayet etmek, sürekli gücenmek, sürekli öfkelenmek… Kendilerini hayat tarafından haksızlığa uğramış gibi gösterdiklerinde her şeyin daha kolay olacağına inanırlar. Bu örnekler sonsuza dek gider… Bence bırakalım rol yapmayı…

Advertisements




azıcık şans gerek…

8 04 2010

Ne kadar çok uğraşıp didinsek de hayat bazen insana istediğini vermiyor. Engelleri aşmak için, hedefe ulaşmak için daha fazla çabalamak gerek, daha çok düşünmek, daha akıllı hareket etmek gerek. Ama ne yazık ki tüm bunlar her zaman yeterli olmuyor. İşte bu yüzden gerçek olup olmadığından emin olmadığım şu hikayeye bayılıyorum…

Hint İmparatoru, zamanın birinde satranç oyununu Pers İmparatoruna hediye olarak göndermiş. Hediyenin yanına bir de mektup iliştirmiş. Oyunun nasıl oynanacağına dair hiç bir bilgi vermeyip mektuba şunları yazmış: “Kim daha çok düşünür, kim daha iyi  bilir, kim daha ileriyi görürse o kazanır. İşte hayat budur…”

Pers İmparatoru, vezirlerinden bir tanesine oyunu çözmesini ve Hint İmparatoruna hediye edilmek üzere başka bir oyun yaratmasını emretmiş. Vezir haftalarca çalışmış ve sonunda satranç oyununu çözmüş. Daha sonra da tavla oyununu icat etmiş. Pers İmparatoru tavla oyununu Hint İmparatoruna göndermiş ve hediye ile birlikte bir mektup yazmayı ihmal etmemiş. Mektubuna şunları yazmış: “Kim daha çok düşünür, kim daha iyi bilir, kim daha ileriyi görürse o kazanır. Ama biraz da şans gerekir. İşte hayat budur…”





dipity..

15 09 2009

süper süper süper.. tweetlerinizi, feedlerinizi, blogunuzu, ıvırınızı zıvırınızı bir film şeridi gibi önünüze seriyor…

http://www.dipity.com/premium





12 09 2009

akşama beşiktaşla maçımız var.. ve maç öncesi zeynep klasiği: 1 liralık iddaamı oynadım, formamı dolabımdaki yerinden çıkardım.. hazırım…yeni tezahüratımızı da ezberledim, maçı nevizadede izleyeceğime göre ezbere bilmeliyim ki katılayım oturduğum yerden..  yağmuru çamuru bol bir maç olacak belli, skor da belli ama yine de iyi oynayan kazansın dileklerimi buradan paylaşmak isterim 🙂 gerçi yensek de yenilsek de cimbom aşkı bir başka bizde.. işte az önce ezberlediğim nevizade geceleri.. süper eğlenceli..

Giden her sevgilinin ardından hep biz olduk el sallayan
Haykırsak duyarlar mı sesimizi, hangi sevdadan galip çıktık ki
Yürüyoruz sessiz ve kederli Nevizade geceleri
İnletiyoruz hep cıkışında İstiklal caddesini
Boşuna çekilmedi bunca çile, içiyoruz gündüz gece
Haykırdık ama duymadı hiç kimse, peşindeyiz heryerde
Zaten aşklar hep yalan dolan, sonu hep acı hüsran
Bize her sevdadan geriye kalan, sadece Galatasaray





30 08 2009

back to blogging…